Her sene yeni yıla girerken itina ile uyguladığımız, sanki yapmazsak bi sonraki yıla geçemiycekmişiz gibi hissettiğimiz adetlerimiz var. Hadi yılbaşı ağacı süslemeyi geçtim. En azından göze hitap ediyo. Renkli renkli süsler, ışıklar falan ortama renk katıyo.
Peki ya diğerleri...
Peki ya diğerleri...
Hindi pişirme...
Hepimiz kurban bayramında hayvanseverin başkanı kesiliriz: “Ayy yazık diil mi koyuncukları danacıkları kesiyolar! Hangi devirde yaşıyoruz canım!” diye atıp tutarız. Ama yeni yılda telef edilen hindicikleri hiç kimse umursamaz.
Niye? ecnebi pişiriyosa vardır bi hikmeti çünkü! Daha kötüsü, hindi pahalı gelirse ihale tavuğa kalır. Hayvancağızın hiç olayla alakası yokken, benzerlikten dolayı yok yoluna gider. Binlerce tavuk, hindi niyetine harcanır.
Thanksgiving barbarlığı n’olucak!
Tombala oynama...
Bi sürü zeka geliştiren oyun, eğlenceli icat çıkmışken biz neden tombalada ısrar ediyoruz acaba? Allahtan bizim ailede yeni yıl akşamları tombala oynamak gibi eğlenceler! yoktu. Yani toplasak iki yılbaşında falan tombala oynamışlığım var.
O da başkalarının evinde kutlama yaptığımızda.
Ama o bir kaç deneyimde bile çocuk gözlerim neler gördü!
Torbadan çekilen sayı, önündeki kartta varsa, hayatında çok önemli bir eksiklik tamamlanmış gibi aydınlananlar gördüm mesela!
Hele çinko yapınca duyulan mutluluk yok mu, Kasparov dünya satranç şampiyonu olduğunda bu kadar saçma sevinmemiştir. Çinkoya olan bu düşkünlüğümüzü bizdeki element eksikliğine bağlıyorum.
Kırmızı don!
Bu kırmızı don çılgınlığı, yeni yılda insanlara sadece don hediye ederek, bizi masraftan kurtarmaya yarar. Kırmızı don giyince donanmanın anlamı budur. Onca kişiye yüzlerce lira harcayıp pahalı hediyeler almaktansa, tanesi 2 liradan 10 tane don alıp dağıtmak en kårlı yöntemdir. Böylece paramız cebimizde kalır ve bereketliymiş gibi görünür.
Tam 12'de oraya buraya mesaj atma, telefon etme, hatları kitleme...
Eskiden kart yollama gibi güzel bi adet vardı. Hatta işin romantizmini abartan kişiler, alt kattaki komşusuna bile süslü yılbaşı kartları gönderirlerdi.
Cep telefonu çıktığından beri, gelen şablon bi mesajı otuz kişiye forward etme,
– o mesajlar ki, edebiyat tutulmasına yol açar bende!-
olmadı tam 12 sularında ona buna tebrik telefonları açma ve hatları kitleme gibi adetler başgösterdi. Hayır, illa 12'de mi aramak gerekiyo herkesi. İlk başta hat düşmeyince defalarca deneyip, yılbaşı gecesini elde telefonla heba etmek de ayrı bi kayıp.
Her yeni yıl kutlamasında neden böyle garip şeyler yapıyorum diye sorgulamaz mı insan!
Bu son paragrafı sana yazıyorum Noel Baba.
Bunca yıldır seni tüm kartpostallarda muhteşem geyiklerinle birlikte gördük.
Eğer bu devirde yaşasaydın kendi geyiklerini azad eder, bizimkilerle daha çok eğlenirdin! Yani geyiklerinle hiç övünme!
En iyileri bizde!


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder