18 Aralık 2009 Cuma

Eros bize n'aptın!




Mitolojide aşk tanrısı olarak bildiğimiz Eros, tanrılar arasında insanla en çok dalga geçeni olsa gerek. Kendisi olmadık okazyonlar yaratıp, birbirine tamamen zıt onca insanı 
aşık ile maşuk ediyo.
Ya hedefini şaşırıyo ya hedef şaşırtıyo!

Ama düşünün bi, hedef şaşmasa bu kadar film, şarkı, edebiyat eseri, bunca leyla mecnun nerden çıkıcaktı!
Yani anlıyoruz ki eros, bizden çok sanata hizmet ediyo. Amaç bu. Sen aşkına karşılık alamamışsın, yanlış kişiye aşık olmuşsun, intihara teşebbüs etmişsin, yemeden içmeden kesilmişsin umrunda diil. Önce kurguluyo, sonra da ortaya çıkan eserleriyle gurur duyuyo. Hatta, dizi filmlerin başından ayrılmayan ev hanımları gibi, dramaya meraklı bi tip bile olabilir. Ne kadar acı, o kadar zevk!

“Kardeşim, benim için kullanıcak sınırlı sayıda okun varsa, bi zahmet düzgün yerlere atış yap, biz de şu yalan dünyada iki gün yüzü görelim” de diyemiyosun. 
Bildiğin tanrı! Gazabına uğrayıverirsin! 
Olmadık adamın ayağını yıkamaya falan vardırırsın işi sonra.
Hiç belli olmaz sağı solu.
Mesela ya geyşalar, ilk çağlarda aşk kazalarına isyan ettikleri için telef edilmişlerse?! 
Hâlâ onun cezasını çekiyolarsa?!
“Onlar ki, bizim takdirimize karşı geldiler! 
Erkeklere aşk hizmeti vermek, şüphesiz tek ibadetleri olacak!”

Bi de aşktan gözü kör olanlar var, işte onlar da erosun gazabına uğrayanlar! 
Okunu kalp yerine göze attığı vakit işin bitti! 
Ne kel görürsün ne fodul! 
Karşındakini dünyanın en güzeli sanırsın.
En kıvamlısı, kalp ve göz dışında her hangi bi yere 
denk gelmesi. O zaman biraz daha dengeli oluyo.
Ne demiş sezen aksu: “Üstelik divanen diilim, tam kalbime gelmedi ok!”

Belki de bu eros mazlum biri, bilmiyoruz ki.
Holivud’da yövmiyeli işçi bile olabilir.
Tanrılığını unutmuş, emir kulluğuna bağlamıştır belki!

“Eros baksana bi. Al şu alet edevatı (oklar ve yay), 
ona buna saldır. Ortaya çıkan hikayeleri topla getir bakalım
ilginç bişey çıkıcak mı.”

“Ama patron, onca güzel insan var birbirine yakışan.. 
onları bulsam, kavuştursam.. İnsanlar mutlu olsa, elele...”

“Bırak tatavayı!
Ne kadar saçma sapan insanı birbirine aşık edersen 
o kadar iyi, o kadar orjinal hikayeler çıkar.”

“Bakın, wudy allen’a çok büyük kazık attım ama sizin yüzünüzden. Adam evlatlık kızına aşık oldu! Yani bilmiyorum, sınırlarımı yeterince zorladım. İnsan içine çıkamaz oldum!”

“Herkesin bi görevi var Eros’cum bu hayatta. Seninki de bu! Yaratıcı ol canım biraz. 3’lü hikayeleri bırak artık mesela. 4’lülere geçelim. Bir erkek, iki kadın sıktı. Hep aynı hikaye. 
İki kadın arasında kalan erkek.. bla bla...
2 erkek 2 kadın yap onu. Kombinasyonlar dene.
Hepsi birbirine aşık olsun. Perişan olsunlar.
Bak, emekliliğine az kaldı zaten. 2012’de dünyanın sonu geliyo. 
İstediğin gibi takılırsın ondan sonra.”

Ah be eros! Emekli maaşın bizim gönül vergilerimizle ödenicek. Hiç mi için sızlamıyo!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder